Marlboro’yu kim kurdu?-Manisa’dan doğan bir tütün devi

Marlboro markası var olduğundan beri dünya sigara üreticileri arasında en kaliteli seçeneklerden biri olmuştur. Amerika’dan çıktığı yolda bütün dünyanın tütün pazarında öyle bir hakimiyet kurmuştur ki, sonradan var olan birçok sigara markası dahi hiçbir zaman Marlboro’ya kafa tutacak seviyeye gelememiştir. Durum bugün de büyük ölçüde aynıdır ama malum, sigara fiyatlarının artmasında o kalitesi ve özgüveniyle en çok Marlboro etkilenmiştir. Dolayısıyla Marlboro sigarasını tercih edenler de aylık yüklü bir bütçeyi sigaralarına ayırmak zorunda kalmaktadır.

Marlboro’nun günümüzde dünya tütün pazarındaki yeri önemli tabii. Ama biz bu yazımızda Marlboro’nun muhtemelen çok az kişinin bildiği kuruluş hikayesinden bahsedeceğiz. Ayrıntılara girmeden önce belirtmek isteriz ki Marlboro; Manisa tütünlerinden ve işçiliğinden doğarak ABD’de kendini pazarlamış bir dünya markasıdır. Kökenleri II. Abdülhamit döneminin Ege Bölgesi’ne, Osmanlı-ABD ilişkilerine kadar dayanmaktadır.

Marlboro’nun kurucusu kimdir?

Hikayenin detaylarını merak etmeyenler için hemen söz konusu markanın künye bilgilerini verelim: Marlboro; 1902 yılında ABD’de Morris Şinasi  tarafından kurulmuştur. Yani günümüzde tam 115 yaşında olan asırlık bir dünya devidir.

Peki; kalitesi ve pahalılığıyla bize tıpkı gavur mallarını hatırlatan bu sigara markasının kökleri nasıl oluyor da Manisa’ya dayanıyor. Durumu açıklayabilmek için markanın kurucusu Manisalı Morris Şinasi’nin hayat hikayesine değinmemiz gerekiyor.

Morris Şinasi kimdir?

Tüm dünya tarafından Marlboro’nun kurucusu olarak tanınan Morris, hayatına gözlerini Osmanlı topraklarında açmış bir insanoğludur. 1855 yılında Manisa’da dünyaya gelen Morris; bölgede “Safarat Yahudileri” olarak bilinen azınlığa mensup, fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir.

Morris, henüz çocuk yaşlardayken kuşpalazı hastalığına yakalanıp ölüm tehlikesi geçirmiştir fakat kendisine yardım eden Şinasi Bey adlı Müslüman bir doktor sayesinde sağlığını geri kazanmıştır. Birazdan söz edeceğimiz çeşitli şirket isimlerinde bu hikayenin payı da büyüktür.

Ailenin fakir olmasının bir ürünü olarak Morris için iş hayatı erken başlamıştır. 15 yaşındayken bölgedeki bir Yahudi mezarlığında bekçi olarak işe başlamıştır. Fakat Morris’in bir sorunu vardır. Okuma yazma bilmemektedir. Hatta bu sorununu sonradan çok zengin bir iş adamı olmasına rağmen aşmayı düşünmemiş ve bu ilginç yönüyle de tarihe damgasını vurmuştur.

Günlerden bir gün mezarlığa gelen Yahudi bir aile, bir yakınlarının mezarının yerini sorar. Fakat Morris, okuma yazma bilmediği için mezarın yerini gösteremez. Bunun sonucunda ziyarete gelen aile biraz gaddar, biraz düşüncesiz bir şekilde Morris’i şikayet eder. Sonrasında da işten atılır.

Fakat her felaketin bir yükseliş doğurması gibi; mezar bekçiliğinden atılması Morris için yükselen bir hayatın başlangıcı olmuştur. 15-16 yaşları cıvarında bekçilik işinden atıldıktan sonra bölgede oturan Garofolo adlı bir Yahudi tütün tüccarının yanında işe girmiştir. Okuma yazma bilmemesi buradaki işinde herhangi bir engel teşkil etmemiş, Morris kısa sürede işine adapte olmuştur. Kısa sürede başarı yakalayan Morris patronunun da güvenini kazanmış ve tütün piyasasında önemli bağlantılar edinmeye başlamıştır.

1890 yılında, yani henüz 20 yaşındayken Amerika’ya göç etmeye karar vermiştir. İşte bu adım; Marlboro’nun öncüsü olan hamlelerin başlangıcıdır. Morris; patronundan Amerika’ya taşınmak için 25.000 dolar borç almış ve Chicago (Şikago) eyaletinde bulunan bir tütün fuarında katılmıştır. Burada sergilediği tütün yapıştırma makinesi ile ciddi kazanç elde eden Morris; ABD’deki ilk ticari adımını da böyle atmıştır. Kazandığı parayla patronunun borcunu hemen geri ödeyen Morris’in elinde artık kendi işini kurmak için yeterli bir sermaye de vardır.

Marlboro markası doğuyor

ABD’de kurduğu işin zamanlaması Morris için çok iyi olmuştur. Çünkü tam bu dönemde ABD; Akdeniz’de ticaret yapabilmek için Osmanlı Devleti’yle anlaşma yapmak istemiştir. Dönemin padişahı II.Abdülhamit; ABD’nin bir vergi ödemesi ve tütün alması koşuluyla ticari ilişkileri geliştirmeyi kabul etmiştir. İşte bu tütün alma zorunluluğu ABD’de bulunan Morris’in ekmeğine yağ sürmüştür.

Morris; Manisa doğumlu olması ve tütün işine orada başlaması sebebiyle hala güçlü bağlantılara sahiptir. Aynı şekilde ABD’de Osmanlı’dan tütün ithal edebilecek nadir tüccarlardan biridir. Hemen kollarını sıvayarak Manisa’dan aldığı tütünü ABD’de satmaya başladığı şirketi kurmuştur. Hatta işlerini hızlandırmak için Manisa’da yaşayan kardeşi Solomon’u da Amerika’ya getirmiştir ve şirketin ismi “Schinasi Brothers Company” olmuştur. Bu Şinasi Kardeşler Şirketi; Marlboro’nun temelini atanlar olarak kabul edilir. Fakat daha sonraları Marlboro markası; ailenin arkadaşı olan Philip’in de katılımıyla kurulan ‘Philip Morris Company’ tarafından üretilir.

Şinasi kardeşler ne alaka diyeceksiniz. Yukarıda bahsedilen Müslüman doktor hikayesini hatırlayınız. Aile; Morris’i iyileştirmesi sebebiyle din farkına aldırmadan Morris’in ikinci adını Şinasi olarak koymuştur.  Morris de bu ismi hayatının her anında ve her başarısında yansıtmaktan çekinmemiştir.


Marlboro’nun Ege topraklarına dayanan kuruluş hikayesi bu şekildedir. Sonrası da Marlboro markasının tüm dünya piyasasına hakim olacak şekilde yükselişiyle devam etmektedir. Morris; başarılı hikayesinin yanı sıra doğduğu topraklar olan Manisa’ya da pek çok katkı yapmış birisidir.

7 Comments

  1. Philip Morris ile Moris Şinasi aynı kişi değiller. Philip Morris şirketini Moris Şinasi doğmadan önce 1847 yılında kurmuştur. Dolayısıyla aynı kişi olamazlar. Ayrıca Şinasi Kardeşler şirketini American Tobacco şirketine satmıştır ve piyasadan çekilmişlerdir. Yazının başlığını Moris Şinasi Kimdir diye değiştirmen daha yararlı olur kanımca.

    • Merhabalar; verdiğiniz bilgilere kaynakça gösterebilir misiniz? Doğruluğu onaylanınca hemen değiştirelim…

  2. Ben de bu yazıya bir katkıda bulunmak istiyorum izninizle.
    Yıl 1855,Manisa’da Sefarad Yahudilerinden fakir bir ailenin bir oğlu olur,ismini Morris koyarlar..
    Morris, 9 yaşında kuşpalazı hastalığına yakalanınca ölümle burun buruna gelir.
    Şinasi isimli bir doktorun tedavisi neticesinde iyileşince,
    ailesi ona Şinasi ismini de verirler..
    Bu bir vefa borcudur.Bu vefa anlayışı Morris’in ruhuna da işleyecektir..
    Derken Morris 15 yaşına gelince fakir olan ailesine yardım etmek için Yahudi mezarlığında bekçi olarak işe girer..
    Okuma yazması olmadığından işten atılır..
    Sebebi ise,dışardan bir Yahudi ailesi gelir ve mezarlıktaki yakınlarının mezarını görmek isterler..
    Fakat mezarın yerini bilmiyorlar,Morris ise okuma bilmediğinden mezarın yerini gösteremez..
    Bu aile durumu bölgenin Yahudilerine bildirerek Morris’i işten attırırlar..
    İş arayan Şinasi 1870 yılında henüz 15 yaşlarında yine bir Yahudi olan Garofolo isimli bir tütün tüccarının yanında işe girer..

    Kısa zaman da patronunun gözüne giren Morris,gösterdiği başarıdan dolayı patronu tarafından Mısır’a götürülür.
    Orda da gösterdiği başarılardan dolayı artık patronuyla iyice dost olmuştur..
    Morris 1890 yılında Amerika’ya gitmeye karar verir..
    Patronundan aldığı 25 bin dolarla yeni dünyaya geçer..
    Orada Chicago Beynelmilel Fuarında kendi icadı olan bir sigara yapıştırma makinası sergiler.. Makina oldukça ilgi görür..
    Buradan kazandığı parayla hem Garofolo’ya
    olan borcunu öder,hem de bir iş kurma imkânı bulur..
    Yıl 1903’e geldiğinde ABD Devleti Akdenizde ticaret yapabilmek ve gemilerini geçirebilmek için Sultan Abdülhamit’e başvurur..
    Sultan bu teklifi Osmanlı’ya haraç vermesi karşılığı kabul eder.. Yanlız bir şart daha koşar ve
    “Bizden tütün de alacaksınız” der..
    Amerika bunu da kabul eder ve tarihinde ilk ve tek olarak Osmanlı’ya haraç verir..
    İşte bu tütün anlaşması Morris’in yolunu açar.
    Ege tütününü iyi tanır ve bağlantıları da vardır ve bu avantajını iyi kullanır..
    Kısa sürede önünde geniş
    ufuklar açılan Morris, erkek kardeşi Salomon’uda Manisadan getirterek iş alanını iyice geliştirir..
    New York ‘ta Brodway 120 Sokakta SCHİNASİ BROTHERS COMPANY Isimli bir sigara fabrikası kurar.(Bu bina hâlâ ayakta kalmayı başarmıştır.)
    Kurduğu bu fabrikada Türkiye’den
    götürdüğü tütünleri kullanan Morris,kısa zamanda Türk tipi sigaralarla üne kavuşur.
    Türkiye’den özellikle Manisa ve Akhisar civarından aldığı tütünleri,yine bu bölgeden götürdüğü usta ve kalifiye işçilerle yüksek kalite mamuller elde etmeyi başarır..
    1903 yılında, Selanik’te iş arkadaşı olan Jozef Ben Rubi’nin kızı Laurette ile tanışıp evlenir.3 kız ve 1 oğlu olur..
    Artık Morris çok zengindir..
    Hatta Yunan Yahudisi eşi için o döneme göre oldukça gösterişli bir malikâne yaptırır..
    Malikânenin 52 odalı olduğu rivayet edilir..

    Morris,Yunanistan’da bir basın açıklaması yapar.Bir gazeteci bir kâğıda bir soru yazar ve Morris’e verir..
    Morris kâğıdı yanındakine verir ve “Ben okuma bilmem,sen oku” der..
    Ardından başka bir gazeteci;
    “Okuma yazma bilmeden bu kadar zengin oldunuz.. Birde tahsilli olsanız kim bilir ne olurdunuz?” der..
    Morris şöyle yanıtlar;”İyi bir mezar bekçisi olurdum!!”
    1916 yılında şirketin tüm haklarını Amerikan Tabacco Company’e satar ve iş hayatından çekilir..
    Bu arada çocuklarını kurduğu ve Morris’in arkadaşı Philip’in de ortak olduğu
    Morris bizzat kurmuştur ve şu an dünya tütün devi olan Philip Morris Company doğmuştur..
    Gerisini bilirsiniz..
    Peki hâlâ Manisa’da hizmet veren Şinasi Morris hastanesinin hikâyesi nedir?
    Morris 1928 yılında memleketi olan,doğup büyüdüğü yer olan Manisa’yı hiç unutmadı..
    Okadar ki,yaptırdığı evi Türk stili yaptırır ve içini de yine Türk Şark tarzı ile döşer..
    Çocukluğunda çektiği hastalığı ve gördüğü vefayı da unutmaz..
    Bu amaçla bir milyon dolarlık bir bütçe ayırır.
    Bunun 800 bin doları ile bir hastane yaptırır.Bu hastane çocuk hastanesidir..

    Çok geniş arazisi vardır ve burada inek,koyun,keçi ve tavuk gibi hayvanlar beslenir ve sebze,meyve yetiştirilir ki,çocukları taze besinlerle beslesinler diye..
    Yine bu hastanenin faytondan ambulansı ve başhekimin faytondan makam aracı vardır..
    Bütün bu ayrıntılar bizzat
    Morris tarafından düşünülmüştür..
    Geriye kalan 200 bin dolarla da devlet tahvili alarak,bu tahvillerin getirisi olan 33 bin dolar her yıl 2 taksit halinde,Morris Şinasi Çocuk Hastanesine gönderilir..
    Morris Şinasi kurduğu bu vakıfla hastanenin geleceğini de düşünmüştür..

    Chemical Bank Of New York’u da mutemet tayin etmiştir.
    3 yılda bir kurduğu vakfın mütevelli heyeti Türkiye’ye gelerek,Manisa’da hastaneyi ziyaret etmekte ve yapılan işleri yerinde denetlemekteydiler taaa ki bu yıla dek..

    Bu yıl Sağlıkta devrim yapan Hükümetimiz meşhur hasta garantili şehir hastanelerinden birini de Manisa’ya yapar ve Morris Şinasi Çocuk Hastanesi kapatılır.!
    Arazisi mi? Şimdilik atıl durumda..
    Akibetini tahmin etmek zor olmasa gerek..

    Güzel bir gün diliyorum herkese,sevgiyle..
    Ö.Bilge Üreyen

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*