Schlumberger’in kurucusu kim? – Dünyanın en büyük petrol şirketi

Baker Hughes’u kim kurdu?-Dünya devi bir petrol imparatorluğu

BlackRock’un kurucusu kim?-Dünyayı yöneten bir yatırım şirketi

Vakıfbank Spor Kulübü’nün kuruluşu-Türkiye voleybolunun öncülerinden

Yeni dünya düzenini kim kurdu?

Merhaba sevgili kimkurdu okurları. O malum soruyu esaslı bir şekilde cevaplamak üzere “yeni dünya düzeni” araştırmalarını bitirmiş bulunmaktayım. Yazdıklarım kısmen siyasi bilgiler içereceğinden, birtakım putları yıkacağından en önemlisi insana olan tapınmanın ne denli saçma olduğunu kanıtlayacağından iyi ama inançlı insanları derinden sarsabilir. Amacımız bu soruyu kimseye hakaret etmeden, terbiyesizlik yapmadan cevaplamak.

Yeni Dünya Düzeni, ingilizce olarak da “The New World Order” kelimesini duymayan yoktur. Filmerle, kliplerde, çizgifilmlerde bu tema çok işlenmiştir. Bilimkurgu senaryolarının da baş tacı olmuştur…

Şimdi boşverin bilimkurguyu, klibi falan da arkanıza yaslanın ve yer yer saçma bulacağınız, yer yer hak vereceğiniz şu yazıyı okumaya koyulun.

1) Yeni Dünya Düzeni nedir?

Özellikle illimunati ve masonluk kavramlarıyla yan yana gördüğünüz bu deyim geleneksel Dünya düzeninin yıkılıp yerine halkın kendi kendimi yönettiği, tüm Dünya’nın benzer ve spritualist, mistik, pagan inançlarıyla çevriliyeni bir dine mensup olacağı, insanların savaşlardan ve kanlı çatışmalardan arınacağı “, aydınlanmışların ve de iyi insanların birlikte sükun içinde yaşayacağıTek Dünya Devleti’ni” kurma planlarıdır. Yani insanlara günümüzde anlatılan hikaye, sunulan ambalaj budur. Paket itibariyle gayet hoş durmaktadır, hatta tam bir idealist düşünce insanının hayallerindeki Dünya’dır.

Ancak ortada birtakım problemleri de beraberinde getirmektedir bu kurulması plananan yeni dünya düzeni. Hatta bununla da kalmıyor işin derinin de güç odaklarının hiç de böyle insanlığın topluca huzuru için çalışmadığının kanıtları da dökülmektedir.

2) İyi de bu yeni dünya düzeninde sorun nerede?

Arkadaşlar hani bizim okullarda gördüğümüz meb’in klasik tarih kitaplarımız yok mudur. Eksik ve yanlış bilgilerin yer aldığı, taraflı ve çarptırılmış tarihin anlatıldığı. Heh işte orada bile hatırlarsanız görürsünüz, devletlerarsı ilişkilerde devletlerin birbirlerine attıkları kazıkları. Mesela Rusya’nın panslavizim politakası balkanların dirhem işine yaramamıştır. Aksine geri kalmasına ve katliamlara sebep olmuştur. Ondan sonra ingilizlerin sömürge devletleri nasıl kandırdığını(medeniyet getireceğiz ayağına sömürüp bıraktığı), Osmanlının Avrupa’lıları en başlarda türlü oyunlarla meşgul ettiğini… Saymakla bitmez tarihteki bu tip örnekler. Yani gördüğünüz üzere siyasi arenadar hileler ve oyunlar bitmez. Hatta aksine siyaset başlı başına hile, oyun, manipulasyon demektir. Latince anlam olarak da daha önce belitmiştim, “at dizginlemek” anlamına gelir. Yani “ver havucu, ver kırbacı koşmaya devam etsin” prensibi geçerlidir. Yoksa tarih boyunca hiçbir devlet liderinin halkını kendi hanedanının ve ailesinin çıkarlarının önüne koyduğu görülmemiştir! Zaten istese de halkları tamamen memnun etmek olanaksız. İnsanlığın %50’si doğuştan geri zekalı olarak doğar(hakaret anlamında söylemiyorum bunu), kimisi psikopattır, kimisi anti sosyaldir. Yani siyasetçilerin insanlığın tümünü memnun etmesi olanaksız. Ancak çoğunluğun refahını ve mutluluğunu sağlayabilir o ayrı mevzu.

Şimdi nerede kalmıştık. He diyorduk ki tarihte devletlerin birbirlerine attığı kazıkların haddi hesabı olmadığında kalmıştık. Peki tüm bu hileler yapılmadan evvel halkın arasından tüm bu oyunlara müdaheleler yapabilecek birileri çıkmıyor muydu? Elbette çıkıyordu fakat o zamanlar insan hakları olmadığından ve daha vahşi bir dönemde olduğumuzdan doğrudan kafasını kesiyorlardı bunların.

Yirmibirinci yüzyılın sonuna gelindiğinde ise artık ortada öyle hanedanlıklar, padişahlar, kral aileleri kalmamıştı. Tek tek bunları yıktılar ya da sembolik ve güçsüz hale getirdiler. Yerine trilyonlarca doları yönettiği kesin olan insanların bir araya geldiği “küresel güç” geçmiştir. Bu seferde devletleri bunlar tekeline almaya başlamıştır. Yani süper güç Amerika falan işin biraz hikaye kısmını oluşturuyordu. Bu süper güç dediğimizin kendi halkının %40’ı açlık sınırından yaşıyor halen. Amerikan Devleti’nin korkunç gücü falan hikaye yani…Önemli olan bu Amerika dediğimiz ülkenin askeri, siyasi ve istihbarat gücünü hangi para sahiplerinin yönlendirdiğidir. Yoksa halkın rastgele seçtiği bir zenciye Dünya’nın kontrolünü bırakacaklarını mı sandınız?

Peki en başta insanlığı kazıklayan bu devletler o zamanlardaki anlamda kalmadıysa, ulus devletler, hanedanlıklar, krallıklar, padişahlar yok olduysa ortada birbirini kazıklayan güç kalmadı mı dersiniz? Dünya kelebeklerin uçuştuğu, papatyaların açtığı bir cennet haline mi geldi?

Maalesef Dünya eskisinden çok daha rahat kontrol edilebilir ve karmaşık bir yapıya büründü. Çünkü iletişim olanakları daha fazla, ulaşım daha kolay, bilgi yalan da olsa saniyeler içerisinde heryere yayılabilir hale geldi. İşte bu sebeple yukarıda başlığın ilk paragrafından bahsettiğim devletlerin entrikalarını bu çeteler devralmıştır. Hem de eskisinden daha kıvrak silahlara sahip bir şekilde.

İşte arkadaşlar Yeni Dünya düzenini kurmayı planlayan “Küresel sermayederlerin” birer iyilik timsali olmadığını kestirebiliyorsak bunların manevları sonucunda bizi bekleyecek olan felaketler kim bilir neler olacaktır… Umarım iyisi olur da benim öngörüm haksız çıkar.

Ancak; savaşlar çıkararak onlarca milyon kişinin ölümünden rant sağlamış olan, halen savaşlar, karışıklıklar çıkarmakta olan, Afrika gibi koca bir kıtanın aç, sefil halde kalmasından sorumlu olan, kendi gökdelenlerini rituel olsun, paganistik kurban ayini olsun diye patlatan, katliamlar üstüne katliamlar yapan bu küresel çetenin şu saatten itibaren kendi menfaatlerini bir kenara koyup Dünya’nın huzuru için hizmet edeceğini düşünenler varsa bu siteden defolup gitsin hemen!

Rockefeller, Rothschild, Jp Morgan, Lehman Brothers ve daha nicelerinin yer aldığı, Bilderberg gibi toplantılar düzenleyip kendi yönetimlerini ve kontrollerini gün be gün sağlamlaştıran bu çeteye illimunati demek istemiyorum. Çünkü bu isim eskidi, alay konusu oldu, taşak geçilesi bir terim oldu, yıpratıldı bu kavram. Her yerde yaygınlaştırılarak halkın en sefil adamının bile bilebilmesi sağlandı ki bu politakayla kimse gerçekten böylesine bir çeteyi ciddiye almamış olacakdı. “Gerçekten güçlü olsalar onları kimse bilemez” diye düşüneceklerdi insanlar. Bakın şu alttaki illimunati kelimesinin Google’da aranma oranlarına

Resmen 2011’in sonlarından itibaren patlamış ve milyarlarca kez aranma yapılmış. Ondan evvel sıfıra yakın olan bu kelimenin aranma hacmi yerlerde sürünüyor resmen. Zaten 2011’den evvel hakikaten resmen kimse bilmezdi illimunati’nin ne demek olduğunu falan.

Peki ne oldu da bir anda yayıldı dersiniz? İşte Jay Z’nin, Rihanna’nın kliplerinden tutun Harry Potter filmlerine kadar yayılan illimunati sembollerinin bizzat Hollywood tarafından yayılması söz konusu olmuştur. Bunu yaymaktaki amaçları da başarıya ulaşmıştır. Ben bu yazının başına illimunati koysaydım eğer siz de dahil olmak üzere doğrudan kaçardınız muhtemelen “yeaaa tabi tabi illimunati’nin işi hep bunlar” diye dalga geçerdiniz. İşte buna sosyolojik ve psikolojik yönlendirme, manipulasyon diyorlar.

Şimdi boşverin illimunatiyi falan, bu adamlar belki de hakikaten yok. Var olan bir şey varsa insanlığı esir etmek, köle, kul yapmak isteyen parayı bile basan bir çetenin olduğudur. Şimdi diyebilirsiniz nerede kanlı canlı kanıtın diye. Ben bu kanıtları buraya koymaya kalksam koca sitenin başlığını “illimunatiyi kim kurdu” yapmam gerekirdi. Yani o denli geniş bir kanıt arşivi var. Adamlar zaten bağırıyor resmen “biz buradayız hepinizi yemeye geldik” diye(“Rant” gibi uluslararası tavsiye kuruluşlarının raporları mı dersin, CİA itirafları mı dersin, dünyadaki ekonomik tablo mu dersin, bankaların ve dev şirketlerin birbiriyle olan inanılmaz ailevi bağları mı dersin, klipler, filmler mi dersin… kanıt binlerce). Bu kanıtları serebilecek olmam da benim üstün araştırma yeteneğine sahip olduğum veyahut zeki olduğum anlamına gelmiyor yani… Zaten yazının başından beri olabildiğince isim, kaynak vermeden yazdım. Zira bu yazıyı belirli şeylerin farkına varabilmiş, sorgulayan ve araştıran bireylerin okuması için yazdım. Hala daha ” kanıt nerede” diye çığırtkanlık yapan entel bozmaları için yazmadım.

Yarın belki 40 yıl sonra belki 100 yıl sonra, yakın zamanla ilgili dirhem gerçek veya işe yarar bilgi vermeyen meb “Çağdaş Dünya Tarihi kitabında” bu son kullanma tarihi geçmiş oyunların detaylarını torunlarınız okuduğunda iş işten geçmiş olacak.

3) Yeni Dünya Düzeni’ni kim kurdu?

Yeni Dünya Düzeni’ni kim kurduğunu buraya net bir cevap olarak yazamayacağız arkadaşlar. Ancak yazının tümünü okuduysanız anlamışsınızdır ki bu güruh hiç de dost canlısı değil.

Yorumlar

Yazıya 2 yorum yapılmış.

mahmut kaplan 27 Nisan 2015

Illuminat, küresel güç, masonluk gibi konular hakkında o kadar çok bilgi kirliliği var ki artık bunlardan konuşmak maç sonrası bir ofsayt pozisyonunu tartışmak gibi oldu. Adı nedir; amaçları nedir bilinmez ama dünya üzerinde böyle bir topluluğun bulunduğunu, dev holdingler ve hologram devletler aracılığıyla her geçen gün dünya üzerindeki hakimiyet alanlarının genişlediklerini ve sizin de dediğiniz gibi hiç de dost canlısı olmadıklarını düşünüyorum…

halil gedik 8 Temmuz 2015

insanlığı bunların elinden kurtarmanın tek yolu insanın en önemli özelliği olan merak duygusunu ortaya çıkartabilirsiniz okuyup öğrenmenin sağlamaktır bilmeyen insan tedbirler alamaz önleme bunun için bu bilgileri yeryüzüne yaymak için mücadele etmemiz gerektiğini düşünüyorum çünkü kimin ne kadar gücü olursa olsun kazanan iyi insanlar olacaktır…