Merck&Co.’nun sahibi kim?-Dünyanın en büyük 4. ilaç şirketi

Erzincan Üniversitesi’nin kurucusu kim?-Anadolu’da Bir Dünya Üniversitesi

Batman Kara Şövalye’yi kim çekti?-I’m Batman…

Efendi ile Uşağı kitabını kim yazdı?-Ölüm karşısında herkes eşittir…

VAKKO’NUN İBRETLİK KURULUŞ VE BAŞARI ÖYKÜSÜ

Vakko Logo

Esrarengiz bir adamdı Vakkonun kurucusu Vitaly Hakko… Daha çocuk denilebilecek yaşta doğduğu(1913) ve yaşadığı yer olan Fatih’in Yedikule ilçesindeki büyükleri onun ileride çok başarılı bir işadamı olacağını kestirmişti.

Komşusu Aleko Efendi adlı yaşlı bir beyefendi annesi Fredo’ya “Bak Fredo, bu evladından epey hayır göreceksin, demedi deme” diyerekten onun içindeki cevheri ilk keşfeden olmuştur. Vitaly daha sonradan bu kişiyi “Acılar içinde başaranlar” adlı kitabında “Keşke herkesin yanında böyle zor zamanlarındaki başarsızlıklarında destek olacak ilim sahibi kişile olsa” diyerekten anar.

Vitaly’nin babası bir Demiryolu işçisidir. İStanbul’un en fakir semtlerinden birinde(Yedikule) annesi Freda, kız kardeşi Bela, oğlan kardeşi Albert ile yaşamaktadırlar. 10 yaşında babasının çalıştığı Fransız Demiryolu Firmasının desteği ile Fransız Misyoner okuluna yazılır. Üstüne de beleş akbil verirler:)) Ancak demiryollarının devlet tarafından kamulaştırılmasından sonra babasını musevi kökenli olduğu için kapı dışı ederler. Bu saatten sonra her ne kadar babası Ayancık’da iş bulsa da; kazancı evi geçindirmeye yetmediği için Vitaly Hakko okuldan ayrılmak zorunda kalır. Nihayet çocuk denilebilecek yaşta Mahmutpaşa’da Spiros adlı bir rum tuhafiyecinin işyerinde çırak olarak çalışmaya başlar.

Burada bir süre çalıştıktan sonra yahudi kökenli tanıdıklarının da yer aldığı Beyoğlu Kuledibi semtine taşınırlar. Ablası Bella Hakko bu aşamada terzilikle uğraşmaktadır. Burada aletli jimnaastikle ilgili bir sporu icra etmek üzere Maccabi adlı musevi okulunun spor kulübüne yazılır. Burada hayatını anlattığı “Hayatım Vakko” kitabında bahsettiği rus spor hocasıyla tanışır. Hocası ona onca rekor sayılabilecek başarısına rağmen “Sporcunun tek rakibi kendisidir, başkalarının ne yaptığı ile ilgilenme“diyerekten çok önemli bir ders vermiştir.

Bu aşamada kapalıçarşıda Necati Bey isimli yakışıklı bir bezzzaz ile tanışır. Adamın malları çok kötü olmmasına rağmen, ağzı kuru laf yapan bir adam olmasına rağmen namaz kılmasına ve bir de üstelik ermeni asıllı olmasına çok şaşırır. Yine kapalıçarşıda her zaman imrendiği “Kupidisler” işlettiği mağazada çalışır. Burada mağaza sahipleri Theodor ve Anton’a çok paralar kazandırır. Özelikle şapka satışından çok büyük paralar kırmışlardır. Zira çakal kupidisler İtalya’dan gemiler dolusu şapkayı daha şapka inkilabı olmadan evvel getirtmişlerdir. Siyaseti sıkı sıkıya takip ettikleri için önceden tahmin edebilmişlerdir bu “şapka devrimini”.

Yukarıdaki kupidislerin yanından ayrılan Vitaly Hakko sonunda “Şen Şapka” isimli ilk mağazasını kurmuştur(1934 Sultanhamam). Bu dükkanı açarken ablası terzi Bela ve eniştesini ayartır bizim uyanık Vitaly. O dönem Kapalıçarşıya açtığı Şen Şapka o kadar tutulmuştur ki zamanında imenerek baktığı Kupidislerin neredeyse tüm müşterisi fazlasıyla onun dükkanındadır. Hatta bir dönem o kadar tutulmuştur ki dükkanın önündeki kalabalığı dağıtmak için polisleri çağırmak zorunda kalmışlardır. Atatürk’ün manevi kızı Makbule Atadan bile bir ara Şen Şapka’yı ziyaret etmiştir.

Şen Şapka ışıl ışıl yürürken kendisi gibi 4-5 dükkan kazandıracak parayı denklerken bir gün Vitaly askere çağrılır. Bedelli olarak yapmasına rağmen savaş yılları olduğu için askere alınır. Yine eniştesi de azınlıklardan oluşan bir bölükte askere alındığı için dükkana ablası bakar bir dönem.

Tam işler rayına girdi derken bu seferde gayrimüslüm azınlıklardan alınan 1/2’lil varlık vergisi ortaya çıkmıştır. Söz konusu nakit para olunca öyle hemencecik bulunmuyor tabi. İnsan böyle durumlarda batadabilir tabi. Ne yapsam, ne etsem diye kara kara düşünen Vitaly çareyi Ankaralı “Hacı baba” lakaplı bir işadamında bulmuştur. Onun yanına Ankara’ya derdini anlatmaya giden Vitaly Hakko’nun bu serzenişine olumlu yanıt veren Hacı baba daha sonradan Vitaly Hakko’nun “Hayatım Vakko” kitabında yer edinmiştir. Bir zarf içinde yüklü miktar nakit para alan Vitaly bu parayla varlık vergisini ödemiştir.

Ardından “Milli Koruma Kanunu”(Cumhuriyet Halk Fıkrası 1940) çıkarılmıştır. Bu kanun Devlet’in ekonomiye her türlü müdahelesinin önünü açmaktaydı. Günlerden bir gün yine gelen şikayetler üzerine kendini tam yetkili olağanüstü mahkeme karşısında bulan Vitaly Hakko hakimin “Siz milleti kazıklamaya utanmıyor musunuz?” sorunsuna cevap vermek zorunda kalmıştır.

Bonçukçuyan adlı bir tacir dükkana o zamanlar az miktar eşarp bırakmıştır. Bu eşarplar göz açıp kapayıncaya kadar tükenmiştir. Üstüne de alan kişiler “Daha fazla yok mu o geçen ki renkli eşarplardan?” diye talepte bulunmuştur. Bunun üzerine Vitaly bu eşarpların kaynağını bulmak üzere Parise yol alarak çok renkli eşarpların satıldığı bir dükkanı keşfeder. Burada pusuya yatan Vitaly Hakko dükkana mal getiren bir elemanı bulur. Bu elemana “Acilen benim de bu eşarplardan temin etmem gerekiyor” diyerekten talepte bulunur. Adam ise onu eşarpların esas kaynağına götürür ve Türkiye’de ki mağazasına bu eşarplardan binlerce adet sipariş verir.

Şen Şapka’yı modası geçtiği için kapatmak zorunda kalan Vitaly Beyoğlu’nda devasa bir dükkanı satın almak üzere ilk hazırlıklara başlar. Burada sahibi ermeni asıllı bir adam olan Zaven’den devasa dükkanı satın alır. Artık kardeşi Albert’in A’sı ve Vitaly’nin V’sinin yer aldığı markayı yani Vakkoyu kurar. Vakkonun kurucusu Vitaly hakko daha girişimci bir ruha sahipken kardeşi Albert nispeten daha sakin birisi olduğu için mükemmel ikili olurlar. Beyoğlundaki dükkanları da yine tıklım tıklımdır. Ancak eşarpları temin ettiği Fransızlara güvenmez ve Kurtuluş’da tamamını Japonya’dan getirdiği malzemelerle kurduğu fabrikasını açar. Böylelikle yok malın rengi attı, mal bozuldu, çekti gibi sorunların da üstesinden gelip marka imajını koruyabileceklerdi. Bu fabrika daha sonradan yanmıştır ve işçilerle el ele verip 3 ay içinde tekrardan kurulmuştur.

Kasalar iyicene dolup taşınca sahibi emekli albay olan, Merter’deki 40 dönümlük arsanın peşine düşmüştür Vitaly. Bu arsayı da o döneme göre epey fahiş bir fiyata almıştır Vitaly Hakko(o günün 1 milyon TL’si gibi bir fiyata mal olmuştur arsa). Burada depolama, üretim, pazarlama, dağıtım gibi işleri yapmakta olan Vakko firması 20’den fazla mağazasa açmıştır ilerleyen yıllarda. Yine İzmir, Ankara gibi büyük metropollerede yayılan Vakko markası ilk olarak 1990’lı yıllarda İtalyan’lara ihracata başlamıştır. Bu dönemlerden sonra işleri oğlu Cem Hakko’ya bırakan Vitaly hakko karısı Ketty ile beraber emeklilik hayatını sürdürmeye başlamıştır. Bu ana kadar 5 torunu olan Vitaly’nin kızı Sima Hakko Erol Erbilgin ile evlenmiştir. Oğlu Cem Hakkı ise Vakkorama markasını kurup Vakkoyu babasıyla aynı azimde büyütmeye devam etmiştir. TÜSİAD ve Rotary üyesi Vakkonun sahibi Vitaly Hakko siyasetle pek ilgilenmemiştir. Ancak yine de ister istemez alakadar olmuştur belli bir noktaya gelince. Özellikle Turgut Özal ile sıkı ilişkiler gerçekleştiridiği bilinen bir gerçektir.

VAKKO’YU KİM KURDU?: VİTALY HAKKO

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.