Erzincan Üniversitesi’nin kurucusu kim?-Anadolu’da Bir Dünya Üniversitesi

Batman Kara Şövalye’yi kim çekti?-I’m Batman…

Efendi ile Uşağı kitabını kim yazdı?-Ölüm karşısında herkes eşittir…

Düzce Üniversitesi’ni kim kurdu?-Marmara Bölgesi’nin yeni eğitim yuvalarından

Suç ve Ceza kitabının yazarı kim?

Kitaplar (Kim yazdı?), SANAT 19 Aralık 2015

Duymayanınız yok değil mi?..:) Hayatında hiç kitap okumamış insan bile “Suç ve Ceza’yı kim yazmıştır?” diye sorulduğu zaman rahatlıkla cevap verecektir. (Dostoyevski) İşte yazarların en akıl sır ermez özelliklerinden biri de budur. 150 yıl öncesinde kurulmuş ve bütün dünyanın adını bildiği bir şirket söyleyebilir misiniz? Ya da bir devlet adamı? Bugün insanları etkilemeyi başaran herhangi bir siyasi veya iş adamı kişilik? Ama 150 yıl önce yazılmış bir roman; üzerinde ne buluşlar, ne devrimler, değişimler geçmesine rağmen hala geçerliliğini koruyup; bugün çok bilgili, donanımlı gördüğümüz hiç kimsenin sormaya cesaret edemediği soruları sorup; beyninizde sizi ayakkabı giymişken ayağınızın ortasının kaşınması gibi rahatsız eden o kaşıntıları biraz olsun giderebilir mi? Yapıyor işte…:) Gerçi Dostoyevski ve aynı dönem Rus yazarlarının sorunun direk kaynağına inen o net tavrı bugün birçok sevgi pıtırcığı burjuvaya ağır gelecektir ama n’apalım? Bizim de şeklimiz böyle…:D

Fyodor Dostoyevski (1821-1881)

Fyodor Dostoyevski (1821-1881)

Aklınıza arada sırada gelen ama etrafınızda soracak kimse olmadığı için veya insanlar dehşete düştüğü için susturmak zorunda kaldığınız sorular olur. Genelde “Tövbe estağfurullah”, “Oğlum kafayı mı yedin bak iyi değilsin sen?”, “Ruh hastası mısın kardeşim?” gibi reaksiyonlar getiren sorulardır bunlar, çok denedim…:D Tam siz onları bir şekilde susturup hayatınıza devam etmeye karar vermek üzereyken 150 yıl önce yaşamış bir yarı delinin yazdığı sayfaları okursunuz. Aileniz, arkadaşlarınız, sevgiliniz, yakınlarınız hep yanınızdadır; her gün yüzlerini görürsünüz. Ama o adam 150 yıl öncesinden, bambaşka bir dilden ve coğrafyadan, mezarından bile sanki beyninizin için görebiliyordur. Aslında etrafınızdaki birçok kişiden daha yakındır size, aklınızdaki birçok sorunun cevabını verebilecek durumdadır. Ama ne yazık ki sadece o sizinle konuşabilir, siz onunla konuşamazsınız. Öyle bir imkanım olsaydı bir kereliğine bile olsa mizaçları nasıldı, akıllarından neler geçiyordu, olaylara tepki verme şekilleri, ses tonları, hareketleri, alışkanlıkları, hepsini kendi gözlerimle görmek isterdim. Kitaplarda bıraktıkları dışında biraz olsun yüz yüze sohbet edebilmek, hatta tek bir cümle duyabilmek.. İşte bunlar için birçok şeyi feda edebilirdim…:)

Suç ve Ceza kitabının konusu

Evet; adalet kavramını baştan yazmaya hoş geldiniz.:) Konusu itibariyle Suç ve Ceza; size adaletin gerçekte ne olduğunu, adaleti elde etmenin yöntemlerini, paranın ve gücün dünya üzerinde neden böyle dengesiz ve saçma sapan bir şekilde dağıldığını ciddi şekilde sorgulatacak bir başyapıttır. Eğer şu anda bir insanın para sahibi olması sizin ona saygı duymanız için tek etkense; bu kitabı okuduktan ve çevrenizi o bakış açısıyla, eski ön yargılarınız olmadan inceledikten sonra gerçekten de bugün şans eseri elinde para bulunduran birçok kişinin ne kadar işe yaramaz, yaşamayı hak etmeyen ve boşa Oksijen tüketen insanlar olduklarını kendi gözlerinizle göreceksiniz. Ha; bütün bunlar oturup da “Batsın bu dünya” moduna girmemiz için bahane değildir, heveslenmeyin. Eminim ki sürekli bir şeyler üretmek, katkıda bulunmak ve eylem halinde olmak mecburiyetimizin hepimiz farkındayız. Ama bütün bu sorgulamalar; günün birinde lazım olma ihtimaline karşı aklın bir köşesinde duruyor işte… Ah şu kaşıntılar…:))

Sizde bu değişimi yaratacak olay örgüsü ise şu şekildedir:

Raskolnikov; fakir bir aileden gelen, okumaya araştırmaya meraklı bir Rus gencidir. Tüm maddi imkansızlıklarına rağmen hukuk fakültesini kazanır ve okumaya başlar. Ailelerinin maddi sıkıntılarına rağmen Raskolnikov; hukuk alanında son derece yetenekli ve başarılı bir öğrencidir. Razumihin de Raskolnikovun en yakın arkadaşıdır ve tıpkı onun gibi kendi kendine geçinmek zorunda olan bir gençtir. Arada sırada çevirmenlik yapmaktadır. Bütün roman boyunca gerçekten de tam bir kötü gün dostu olduğunu defalarca ıspatlar.

Aleksandrovna Raskolnikova ise Raskolnikov’un annesidir ve tüm zorluklarına rağmen onun okula devam edebilmesi için para yetiştirme derdindedir. Kızı ve Raskolnikov’un kardeşi olan Dunya ile yaşamaktadır.

Hayatları böyle devam ederken zamanla Raskolnikov’un ailesinin durumu daha da kötüye gider ve Raskolnikov okulu bırakmak zorunda kalır. Ailenin geçinebilmesi için Alyona İvanovna denilen tefeci bir kadına eşya rehin vererek borç alır. Bütün bu mücadele içerisindeyken Raskolnikov bir taraftan düşünmektedir. Zaten toplumun değer yargılarını anlamsız bulurken, bir de buna üzerine eğitim gördüğü hukuk kurallarını sorgulamak da eklenmiştir. İvanovna’nın elinde tonla para bulundurmasına rağmen o varyemezliği, bencilliği, işe yaramazlığını gören Raskolnikov’un aklından; “paranın gerçekten topluma faydalı olacak şekilde kullanılabilmesi için, zengin olmayı hak etmeyenlerin öldürülebileceği” düşüncesi geçmeye başlar. Üniversite öğrencisiyken son derece iyi kalpli, idealist ve tutkulu bir genç iken; şimdi sadece mutlak mantıkla hareket eden, yıkıp yok etmeye programlanmış bir makineye dönüşmüştür. Ama bütün bu mantığına ve duygusuzluğuna rağmen Raskolnikov; muhtaç ve zor durumda olanlara karşı cömert bir tutum sergiler.

Bu düşüncelerin ve gelişen olayların neticesinde Raskolnikov; tefeci kadını kafatasının ortasına baltayı indirmek suretiyle öldürür ve tüm paralarını, mücevherlerini alarak bir yere saklar. Bu aşamaya kadar her şeyi soğukkanlılıkla yapan Raskolnikov; öldürme olayı üzerinde biraz zaman geçtikten sonra soğukkanlılığını kaybeder. Bir süredir bastırdığı duyguları geri gelir. Hislerini tanımlayamadan, nasıl davranacağını bilemeden tam bir ruhsal fırtına yaşar. Adeta iki zıt kişiliği barındırmaktadır ruhunda… Raskolnikov ve balta kelimelerini yan yana görünce kendi kendime pis pis sırıtırım her zaman. Şu anda da sırıtıyorum.:D

Daha sonra gelişen olaylar sonucunda Raskolnikov yakayı ele verir ve Sibirya’ya hapse gönderilir. Arkadaşı Razumihin hapse gidene kadar her zaman onun yanındadır. O çok sevdiği kız kardeşi ise istemediği bir evlilik yapmak zorunda kalır. Cinayet işlediği öğrenilince herkesin ön yargıyla baktığı Raskolnikov’u gerçekten anlayan tek kişi ise; son derece dindar olmasına rağmen ailesini geçindirebilmek için fahişelik yapan Sonya Semyovnadır.

Suç ve Ceza ne zaman basıldı?

Fyodor Dostoyevski’nin 1866’da yazdığı bu kitabı çoğumuz verilen bir ödev gereği veya okumuş olmak, muhabbeti geçtiğinde sus pus kalmamak için okuyoruz. Ama bütün gözlemlerinle %1500 emin olarak söylüyorum; 1966’da da olsa, 2016’da da olsa dışarısı binlerce Raskolnikov adayı kaynıyor, inanın..:) Hakikaten de insan sormadan edemiyor: Hangisi daha günah? Kişisel günaha girmekten çekinerek adaletsizliğe göz yummak mı? Yoksa daha büyük sevaplara vesile olacak bazı küçük günahları göze almak mı? Ama sadece soruyoruz bakın… Sorduktan sonra çalışmaya devam ediyoruz…:D

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.