Erzincan Üniversitesi’nin kurucusu kim?-Anadolu’da Bir Dünya Üniversitesi

Batman Kara Şövalye’yi kim çekti?-I’m Batman…

Efendi ile Uşağı kitabını kim yazdı?-Ölüm karşısında herkes eşittir…

Düzce Üniversitesi’ni kim kurdu?-Marmara Bölgesi’nin yeni eğitim yuvalarından

Portekiz’i kimler kurdu?-Avrupa’nın en batısındaki devleti yakından tanıyalım

Devletler 17 Şubat 2017

Avrupa’nın en batısındaki devlet olarak bilinen, bir dönem elde ettiği sömürgelerle dünyanın en büyük güçlerinden biri olmayı başarmış, İspanya ile yakın rekabet içerisinde olmuş fakat çağın değişimiyle beraber bu gücünü diğer Avrupa devletlerine kaptırmış olan Portekiz, bu yazımıda tarihten günümze geçirdiği evrim ve kurucularıyla gündemimizi meşgul edecek ülke…

Tıpkı ülkemizin o meşhur jeopolitik konumu gibi Portekiz de bulunduğu coğrafi konumdan dolayı pek çok kültürün geçişine ortak olmuş, aynı şekilde Atlas Okyanusu aracılığıyla Avrupa’nın yeni dünyalara açılmasında da aracı olmuştur. Dünyayı dolaşıp yuvarlak olduğunu kanıtlayan Magellan’ın da bir Portekizli olduğunu hatırlatalım…

Uzun yazıya geçmeden önce sadece monarşiden bağımsız bir Portekiz Devleti’nin ne zaman kurulduğunu merak edenler için söyleyelim: 1910 yılında kuruldu.

O zaman Portekiz’in genel hatlarıyla tarih öncesi dönemlerde yaşadıklarından günümüzdeki Portekiz Devleti kuruluncaya kadar başından gelip geçenleri şöyle bir inceleyelim:

Eski çağlarda Portekiz

Bağımsız bir devlet olarak Portekiz’in var oluşundan önceki dönemlerde bölgede belli başlı devletlerin egemenliği geçerli olmuştur. Bilinen ilk zamanlarda ise bugünkü Portekiz topraklarına Keltlerin ve Lusitanyalıların gelip yerleştikleri düşünülmektedir. Keltleri çoğu kişi bilmektedir, diğer bir kavim olan Lusitanyalılar ise bugün haklarında pek bilgi olmayan yerel topluluklardan biridir.

Ha, kelime kökenine de değinmeden geçmeyelim: Portekiz ismi; Latince Portas (Liman) ve Calle (Kale) kelimelerinin birleşiminden ortaya çıkmıştır. Yani “liman kalesi”, “liman kaleleri” gibi bir anlam taşımaktadır ve batıya açılan limanlar olması dolayısıyla büyük ihtimalle Avrupalılar bölgeye bu ismi vermiştir.

Keltlerin ve Lusitanyalıların hakimiyeti zayıfladıktan sonra bölgede bir denizci ve Afrika rüzgarı esmiştir. Denizci bir topluluk olan Fenikeliler bölgenin kendileri için önemli konumundan dolayı ve Kuzey Afrika imparatorluğu olan Kartacalılar da Avrupa içlerine ilerleme arzularından dolayı bölgeyi fethetmişler ve yeni bir dönem başlamıştır. Kartacalıların Roma kapılarını kadar dayandığını hatırlatırız. İşte ondan sonraki geri çöküş, Portekiz için de yeni bir anlam ifade etmektedir. Çünkü Portekiz; M.Ö. 1. yüzyılda Roma İmparatorluğu hakimiyetine girmiştir. Hatta Roma İmparatorluğu Portekiz topraklarını “Lusitania vilayeti” olarak anmıştır. Lusitanya kelimesi bölgeye yerleşen ilk kavimlerden birinin ismiydi dikkat ederseniz. Dolayısıyla hala bölgede var olan ve sahibi olarak kabul edilen topluluğun Lusitanyalılar olarak görüldüğü çıkarılabilir. Haklarında pek bir bilgi bulamasak da…

Roma İmparatorluğunun çöküşü ve kavimler göçü

Evet sevgili okurlar. Kavimler Göçü’nün taa Orta Asya kapılarından başlayıp Avrupa Hun Devleti tarafından hızlandırıldığı düşünülse de etkileri bilinen dünyanın en batısına kadar uzanmıştır. Göç sebebiyle Batı Roma İmparatorluğunun yıkılması sonucunda bölge Vandallar ve Vizigotlar gibi Cermen kavimlerinin saldırısına uğradı ve 500-800 yılları arası boyunca devam eden Cermen hakimiyeti başlamış oldu. Bakın tarihten bu yana ne kadar farklı toplulukları saydık, yani buradaki etnik köken gerçekten tam bir karışım ve havuz niteliğinde… Ama tabii ki bununla bitmiyor

İslam devletinin Portekizi fethi ve Endülüs Emevi devri

İber Yarımadasında siyasi istikrar sağlanadursun, Portekiz için Kuzey Afrika’dan gelen yeni bir tehlike mevcuttu: İslam Devleti.. Emeviler döneminde denk gelen bu fetihler sonucu Müslüman ordular Avrupaya ayak basmış, hatta Fransa içlerine kadar ilerlemeyi başarmıştır. Dolayısıyla Portekiz’i de fethetmişlerdir. Daha sonraları İber Yarımadasında hüküm süren bu Müslüman devlet Endülüs Emevi Devleti olarak adlandırılacaktır. Şunu da belirtelim; bölgedeki pek çok yerleşim biriminin ismi zamanında Arapların verdiği Arapça isimlerden türemedir. Örneğin Endülüslerin başkenti olan Gırnata şehri bugünkü Granada’dır gibi…

711 yılında Müslümanların yarımadaya ayak basmasından 1031 yılındaki çöküşe kadar burası 300 yıllık bir İslam dönemi yaşamıştır. Bölgenin ve insanlarının gelecekte şekillenecek olan kültürel kimliğinde de tabii ki önemli rolü olmuştur. Bundan sonrası ise bağımsız bir Portekiz devletinin olduğu dönemlerdir diyebiliriz.

İlk Portekiz Devletinin ortaya çıkışı

1031 yılında Emevi Devletinin çökmesi üzerine bölgede çok sayıda Tavaif-i Müluk (Küçük beylikler) ortaya çıkmıştır ve 100 yıllık bir istikrarsızlık dönemi başlamıştır. Bu yıllar boyunca İspanya’nın kuzeyinde hala topraklarını korumayı başaran kontlar reconquista (tekrar fetih) hareketini başlatmıştır ve İber Yarımadasını Müslüman devletlerden geri almışlardır.

En sonunda Kastilya ve Leon Krallıkları gibi güçlü İspanyol devletleri ortaya çıkmıştır. 1093 yılında bu ülkelerin kralı olan 6. Alfonso, krallığın güneybatısındaki, yani bugünkü Portekizi kapsayan toprakları Henrique de Borgonha’ya vermiştir ve Portus Cale Kontluğu’nu kurmasına izin vermiştir. Bakın “Portus Cale” ismi bugünkü Portekiz isminin öncüsü gibi adeta… O zamanki Portekiz toprakları, bugünkünün yarısı kadardır ve özellikle ülkenin güney kısımları hala Müslümanların elindedir.

50 yıl gibi bir süre içerisinde bölge ayaklanmalara sahne olmuştur ve 1143 yılında Kastilya-Leon Kralı, 7.Alfonso, Portekiz Kralı 1.Alfonso’nun bağımsızlığını tanımıştır. Dolayısıyla ilk bağımsız Portekiz Devleti 1143 yılında kurulmuştur. Buradan çıkarılacak bir diğer sonuç; İspanya ve Portekiz’in tarihinin, etnik kökeninin birbirinden bağımsız olarak ele alınamayacağıdır. Aralarındaki siyasi çekişmeler sonucu farklı devletler ortaya çıkmış, yüzyıllar süren bu farklı yönetimler de ister istemez kültürdeki ve dildeki ayrılıkları meydana getirmiştir. Nitekim bugün Portekizce ve İspanyolca birbirinden son derece farklı dillerdir. Bağımsız olduktan sonra güneye doğru reconquista hareketini sürdüren Portekiz, yarımadanın en güneyine 1249 yılında inmeyi başararak fetih hareketini tamamlamıştır. Başkent Lizbon’un da fethedilmesinden sonra bölgede bir daha el değiştirmeyecek olan mutlak Hıristiyan egemenliği start almıştır.

          İlk kral 1. Alfonso

1900’lere kadar Portekiz

Bağımsız olmasından sonra modern çağa kadar Portekiz’in hikayesine değinecek olursak; yer yer İspanya ile yaşanan savaşlar dışında ülkenin deniciliğinin epey geliştiğini, coğrafi keşifler konusunda dünyaya ön ayak olduklarını görürüz.

Gerçekten Portekiz Devleti, denizciliğe ve kaşifliğe yaptığı teşviklerle bugün hala derslerimizde görüdğümüz Coğrafi Keşiflerin temelini hazırlamış ve bunun sonucu olarak 200-300 yıl boyunca kolonilerden oluşan müreffeh bir imparatorluk haline gelmiştir. Brezilya, Filipinler, Hindistan, Basra gibi pek çok yer o zamanlar Portekiz İmparatorluğunun kolonisi idi.

1900’lü yıllar ve cumhıriyetin kurulması

20. yüzyıla kadar monarşi yönetimiyle var olan Portekiz; kolonilerini birer birer kaybetmesiyle beraber çöküş yaşamış, 1910 yılında yapılan Cumhuriyetçi Devrim de son darbe olmuştur. Yani Portekiz; 1910 yılında monarşiden cumhuriyet rejimine geçmiş ve günümüzdeki Portekiz Devletinin kurulması için önemli bir adım atılmıştır.

1926 yılında bölgede sağ eğilimli faşist diktatörlük hüküm sürmüş, 1974 yılında ise solcu bir devrim gerçekleşmiştir. Bu sol devrim önderleri; gerçekten nadir görülür bir kararla o zamanlar hala Portekizin sömürgesi olan ülkelere bağımsızlığını vermiştir. Portekiz günümüzdeki topraklarına yerleşmiştir ve ülkede demokratikleşme süreci başlamıştır.

 

 

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.