Merck&Co.’nun sahibi kim?-Dünyanın en büyük 4. ilaç şirketi

Erzincan Üniversitesi’nin kurucusu kim?-Anadolu’da Bir Dünya Üniversitesi

Batman Kara Şövalye’yi kim çekti?-I’m Batman…

Efendi ile Uşağı kitabını kim yazdı?-Ölüm karşısında herkes eşittir…

Moğol İmparatorluğunun kuruluşu-Dünyanın %22’sine sahip olan bir güç!…

Devletler 5 Mayıs 2015

Hepimizin tıpkı ekmeğin temel bir besin kaynağı olduğunu bilmemin gibi gayet iyi ezberlediğimiz; hatta elin Avrupalısının bile titreyerek andığı Moğol İmparatorluğu; 1206 yılında Cengiz Han tarafından kurulmuştur.

34 milyon km2’lik alanı fethetmiş bu efsane devletin 1294’te sonlanması ve bölünme yaşaması; Moğol Devleti’nin tarihte var olmuş birçok egemen devletten son derece farklı olduğunu gösterir. Örneğin; bir Roma veya bir Osmanlı İmparatorluğu’nun yüzlerce yıl hüküm süren, istikrarlı şekilde büyümüş devletler olduğunu fark ederiz. Oysa Moğol Devleti öyle değildir.

İnanın bu konunun sosyal, kültürel, coğrafi, ekonomik, ticari, vs. birçok yönden birkaç kitap dolusu analizi yapılabilir. Ama kısaca değinecek olursak başlıca sebepler şunlardır:

1)Bahsettiğimiz kıyaslamadaki insanlar karakter itibariyle birbirinden son derece farklıdır. 

Osmanlı Devleti yükselme dönemine girdiğinde çoktan göçebelikten çıkıp yerleşik yaşama adapte olmuş ve tutarlı bir devlet yönetimini benimsemişti. Moğol İmparatorluğunu kuran Cengiz Han ve halı ise Orta Asya’nın uçsuz bucaksız, yıpratıcı ve sert ikliminden kopup gelen, tarım ve hayvancılığın kıtlığına bağlı olarak savaşmayı temel geçim kaynağı niyetine benimsemiş göçebelerdi. Hepsinden de önemlisi; bu insanların öncelikli amacı dünyaya egemen olmak gibi bir hırstan değil, karnını doyurmak gibi temel bir ihtiyaçtan geliyordu. Kişilik yapıları gereğince bu gereksinimlerini karşılamak için de sürekli hareket halinde olmak, yakıp yıkmak ve ezmek zorundalardı.

Moğol Devletinin en geniş sınırları

Moğol Devletinin en geniş sınırları

2)Yukarıdaki anlayışa bağlı olarak Moğollar ve benzeri milletlerde ebediyen işleyecek bir sisteme bağlı değil, kişiye bağlı bir yükseliş söz konusudur.

Şöyle ki; sınırları dahilinde 100 milyondan fazla insan beslemiş bu imparatorluğun; Cengiz Han’ın ölümünün akabinde bir duraklamaya girdiğini, oğlunun da ölümünden kısa süre sonra fiilen bölünmenin gerçekleştiğini görürüz. Yani; halkını daha iyi şartlarda yaşatmak için sonsuz bir azim, cesaret ve zeka sahibi olan Cengiz Han; tarihin de hakkını verdiği gibi adeta mitolojik, olağanüstü bir karakterdir.

Zaten öbür türlü; kendi iç çekişmelerinde boğulan, yarı aç yarı tok dolaşam tüm göçebe toplulukların tek bir hedef için birleşmesi pek mümkün değildi. Dolayısıyla bu imparatorluğu; Cengiz İmparatorluğu olarak adlandırmak yerinde bir tabir olur…:)

Yukarıdaki analiz doğrultusunda; 1227’de Cengiz Han’ın ölümüne kadar neredeyse tüm Asya’da hakimiyet kuran bu imparatorluk; aralıksız sınırlara sahip, tarihin en büyük imparatorluğu olmuştur. Ayrıca Ukrayna ve İran’dan; Çin ve Hindistan’a kadar İpek ve Baharat yollarının tek hakimi olduğu için; tarihte görülmemiş bir barış dönemi de Moğollar zamanında yaşanmıştır.

Cengiz Han’ın ölümünden sonra başa geçen Ögedey (1251-1259), Güyük (1246-1248), Möngke (1251-1259) ve Kubilay (1260-1294) dönemlerinde de var olmayı başaran Moğol İmparatorluğu; 1294’te ise Altın Orda, İlhanlılar, Çağatay ve Kubilay Hanlıkları olarak dörde bölünmüştür.

 

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.