Merck&Co.’nun sahibi kim?-Dünyanın en büyük 4. ilaç şirketi

Erzincan Üniversitesi’nin kurucusu kim?-Anadolu’da Bir Dünya Üniversitesi

Batman Kara Şövalye’yi kim çekti?-I’m Batman…

Efendi ile Uşağı kitabını kim yazdı?-Ölüm karşısında herkes eşittir…

İş Zekası ve Veri Madenciliği’nin yazarı kimdir?

21. yüzyılda şirketlerden eğitim kurumlarına, sivil toplum örgütlerinden araştırma enstitülerine kadar tüm kuruluşları ileri götürebilecek yegane unsur veri madenciliğidir. Kaynağı “büyük veri” veya uluslararası terimiyle “Big Data” denilen olguya kadar giden veri madenciliği; bu konulara pek aşina olmayanların dahi ister istemez sürekli karşılaştığı bir kavram haline gelmiştir.

Bu kitap hakkında araştırma yapmaya karar verdiyseniz ve bu yazıyı okuyorsanız zaten “büyük veri” ve “veri madenciliği” kavramları hakkında yeterince bilgilisinizdir. Ama yine de yüzyılımızın incisi olan bu kavramları herkesin anlayabileceği dilden “kısaca” açıklayalım:

Veri; geçmişte yaşanan ve gözlemlenen tecrübeler sonucu kalıcı olarak saklanan, tekrar ihtiyaç duyulduğunda kullanılabilen ve üzerinden analiz yapılabilen bilgi demektir. Her ne kadar tanımı böyle olsa da veriyi böyle kuru bir ansiklopedik bilgi haline getirmeye gerek yok. Bebekliğimizden itibaren hepimiz hayatımızı veriler üzerine kurarız. En duygusal olanlarımız bile farkında olmadan bunu yapar. Şartlanmayla ilgili verilen o meşhur sobaya dokunma örneğini düşünün. Bir kez sobaya dokunup elini yakan çocuk, aynı davranışı tekrar göstermez. Ne alaka diyecekseniz; bu örnekte çocuğun sobaya dokunup elini yakması “sıcak sobaya dokunursam elimi yakar.” şeklinde beynine kaydettiği bir veridir. Sobayı tekrar gördüğünde olayı hatırlayıp tekrar dokunmaktan kaçınması da kaydedilmiş veriyi arşivden çıkarıp analiz etmesidir. Aynısını tekrar yapıyorsa zaten çocuğun veri işlemekle ilgili bir arızası vardır.

Yani bilgisayardan ve hatta kağıtlardan bile öncesinde teorik olarak beynimiz; bugünkü tekniklerle henüz mümkün olmasa da neden-sonuç ilişkileri ve bunun sonucunda kurduğu bağlantılar haritalanabilir bir devasa veri deposudur. Yukarıdaki gibi hayatımız boyunca karşılaştığımız sayısız durumun bizim haberimiz olmadan depolandığı devasa büyük veri kaynağı da bilinçaltımızdır.

Veri madenciliğinin hayatımızın her saniyesinde var olduğunu ıspatlayan bu yaklaşımdan sonra bugün algılandığı şekline dönelim. İnsan beyninin hayatta kalma iç güdüsüne hizmet etmek için yaptığı bu veri madenciliği dışında bizi ileri götürecek, yeni bir şeyler inşa etmemizi sağlayacak depolama ne zaman başlamıştır? Tabii ki yazının icadıyla beraber… Önceden binbir güçlükle yazılan; yazarından başkasının okuyabilmesi için belki de kilometrelerce yol kat etmesi gereken kitapların; matbaanın kurulması ve sonrasındaki gelişmelerle bugün ulaşılması ne kadar kolay hale geldiğini hepimiz biliyoruz. Yazıya dökülmüş bu bilgilerin ve tecrübelerin hepsi, hatta taşlara yazılmış Orhun Yazıtları bile birer veri kaynağıdır. Ama büyük veri değildir. Neden?

Çünkü günümüzdeki tabiriyle büyük veri; toplumsal yönelimlerden tutun da çeşitli sektörlerdeki ürün tercihlerine, daha çok rağbet gören pazarlama stratejilerine kadar her şeyi analiz etme imkanını bize tanıyan; muazzam büyüklükte bir bilgi deposudur. Yani büyük veri kaynağında doğru bir şekilde madencilik yaparsanız; “2×2=4″tür gibisinden kuru bilgilerden fazla olarak insanların ilgisini çekecek pazarlama ve satış taktikleri, hastalıkların tedavi yöntemleri, gelecekte yaşanması olası siyasi-toplumsal olaylar gibi tahminlerde bulunmanız mümkündür. Büyük verinin günlük hayatımıza ve tüm kuruluşların yapısına nasıl yerleşmekte olduğuna dair daha ayrıntılı bilgiyi buradan okuyabilirsiniz.

veri madenciliği resimli anlatım

veri madenciliği resimli anlatım

İş zekası ve veri madenciliği konusu

Bu kitap da veri madenciliğinin ve bilgi çöplüğünden sadece ihtiyaç duyulanı çekip alabilme becerisinin iş hayatında başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için giriş mahiyetinde bazı dersler verilmektedir.

İşe yarama ihtimali olan verilerin kullanışlı bir şekilde ön sınıflandırılması; ham bir biçimde bulunan verilerin pratik hale getirilmesi, bunlar üzerinden tahmin yürütme teknikleri gibi konulara değinilmktedir.

Öyle filmlerdeki kahinler ya da bazı sakallı hocalarımızın gözlerini kapatıp “ııhh, bilmiyoruz…” diye uyanarak geleceği tahmin etmesi daha kolay ve çekici geliyor değil mi? Ama o işler öyle olmuyor, eğer varsa geleceği bilmenin tek yöntemi budur..:)

“İş zekası ve veri madenciliği” kitabının yazarı Şadi Evren Şeker‘dir.

 

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.